Anasayfa   Başkonsolosluk Hakkında   Çin-Türk İlişkileri   Konsolosluk Hizmetleri   Ekonomik-Ticari İlişkiler   Çin Hakkında   Başkonsolosluğun Sorumlu Bölgeleriyle İlgili   İstanbul'a Gelmek İçin Bilmek Gerekenler 
   Ana Sayfa > Haberler
 
Başkonsolos CUI Wei'nin Çin-Türkiye Ekonomi Paneli'nde Konuşması
27 Mayıs 2019, Four Seasons Oteli
2019/05/28
 

Değerli Vatan Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek,

Kıymetli Girişimciler,

Hanımefendiler, beyefendiler

Hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Sizinle birlikte bugün Çin ve Türkiye arasındaki ekonomik ve ticari işbirliğini ele almaktan büyük mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum.

19 Mayıs'ta, Türkiye'nin aziz kurucusu Sayın Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a gelişinin 100. yıldönümü anıldı. Milletin ve ulusun dirilişini gerçekleştirme görevini üstlenen Atatürk'ün İstanbul'dan Samsun'a gelişiyle birlikte, Türk halkının görkemli milli kurtuluş hareketini sahneye taşıdı.

Tam da Atatürk'ün Samsun'a gelişinin 2 hafta öncesinde, yaklaşık onbin kilometrelik mesafedeki Pekin'de de "4 Mayıs Hareketi" vuku bularak, Çin'in yeni demokratik devriminin başlangıcı meydana geldi. O gün sokaklara inen yüzbinlerce Çinli genç, batılı emperyalistlerin Paris Barış Konferansı'nda Çin'in egemenliğini tahrip ederek Çin'e sömürgecilik uygulanmasını protesto etti.

O dönemdeki Çin ve Türkiye, Doğu Asya'nın Hasta Adamı ve Batı Asya'nın Hasta Adamı olarak adlandırılıyordu. O zamanlarda Çin'in sürekli zorbalığa maruz kalmasının esas nedeni, uzun zaman boyunca içine kapanmış olması, fakirlik ve zayıflığın birikimleriydi. Tarihimiz bütün Çin halkına ikazda bulundu. Milli dirilişi gerçekleştirmek için hükümetimiz ve halkımız uzun süre içinde reform, dışa açılma ve dünya halklarıyla kalkınmaya odaklandı.

Tarihimiz boyunca amacımız kalkınmadır. Sadece kalkınma aracılığıyla ekonomi büyüyebilir, güçlü bir ülke olunabilir. Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana, hükümetimizin en çok üzerine titrediği konu kalkınmadır. Çin'in en önemli tecrübesi, ülkenin durumuna uygun olan yani Çin'e özgü bir sosyalizm yolunun açılması, ülkenin sürekli ve sağlıklı olarak gelişmesi için rotanın belirlenmiş olmasıdır.

Çin Komünist Partisi'nin liderliğinde, 2018 yılında Çin ekonomisi 90 katrilyon Yuan'ı aştı, kişi başına düşen GDP 10 bin dolar civarında, toplam dış ticaret hacmi ilk kez 30 katrilyon Yuan'ı geçti, 13,61 milyon yeni istihdam sağlandı, bütün bu başarılı sonuçlar göz alıcıydı.

Başbakanımız Li Keqiang hükümet çalışma raporunda 2019 yılı için %6 ile %6,5 arasındaki bir ekonomik artış hedefini koydu. Çin istikrarlı ve sağlıklı bir şekilde mali ve parasal politikaları sürdürmeye devam edecek, önceliğinde istihdam olan politika çerçevesinde, arz yanlı yapısal reform aracılığıyla, büyümeyi istikrarlı bir hale getirecek, mevcut yapıyı iyileştirecek, verimliliği yükseltecek, ülke kalkınması için daha geniş bir perspektif oluşturacaktır.

Dışa açılma tarihimiz batıdan öğrendiklerimiz ve kendi deneyimlerimizin birleşimidir. Dışa açılma ile ilerleme kaydedildiğini, içine kapanma ile gerilemenin gerçekleştiğine tanık olduk. Özellikle modern dünyada, bilim ve teknoloji insan toplumundaki üretim ilişkisinde geniş çaplı bir devrim niteliğindedir. Ulaştırma ve komünikasyon yöntemlerinin gitgide gelişmesiyle birlikte, insanlar ve ülkeler arasındaki temaslar daha da sıklaştı. Bu zamanın trendlerine uyarak, dışa açılma genişletilebilir ve ancak o zaman kalkınmanın bitmeyen gücü kazandırılabilir.

40 yıl boyunca uygulanan reform ve dışa açılma politikasıyla, Çin ekonomisi güçlendi, endüstri sistemi tamamlandı, işletme rekabet gücü kuvvetlendi, halk daha fazla oranda ve daha iyi ürün ve hizmetler aldı ve bütün bunlar devam ediyor. İşte bu dışa açılmanın kalkınmayı hızlandırmasının en güçlü ispatıdır.

Çin dışa açılma alanını genişletirken, uluslararası camiada da iletişimi derinleştirmeye ve dünya ekonomisine katkıda bulunmaya çabalıyor. Dünyada en büyük ikinci ekonomisi olarak, dünya ekonomisinin büyümesine yapılan katkı %30 oranına ulaştı ve Çin, dünya ekonomisine en yüksek katkıda bulunan taraf.

2013 yılında Devlet Başkanımız Xi Jinping tarafından ilan edilen Kuşak Yol İnisiyatifi, güzergahındaki ülkelerin gelişmesi, iştişare edilmesi ve tesislerin ortaklaşa inşa edilmesi ve elde edilen sonuç meyvelerinin de ortaklaşa paylaşıldığı önemli bir platform haline geldi. Yakın zamanda sona eren II. Kuşak Yol İşbirliği Zirvesi'nde 150 ülke ve 92 uluslararası kuruluştan 6000'den fazla konuk ile birlikte 283 işbirliğinin sonuç meyvelerine tanık olundu. Bunların içinde sadece firmalar arasında imzalanan işbirliklerinin hacmi 64 milyar doları aştı. Bu, Kuşak Yol'un güzergahındaki ülkelere tanıdığı gelişme fırsatlarını net bir şekilde gösteriyor. Bu yıl, II. Uluslararası İthalat Fuarı'nı düzenleyeceğiz. Dışa açılmayı kararlılıkla sürdüreceğiz, uluslararası işbirlikleri ve karşılıklı yarar ve ortak kazancı hızlandırmaya devam edeceğiz.

Son dönemdeki Çin ve ABD arasında yaşanan ticaret anlaşmazlığı ve ABD'nin Huawei şirketine uyguladığı baskı politikasını siz de biliyorsunuz. Bu konuda sizin adil bir değerlendirmenizin olacağına inanıyorum.

Şunun altını çizmek istiyorum, küresel serbest ticaret sisteminden ABD ve Batı erken dönem yararlarını gördü ve onların liderliğinde bu sistem hızlandırıldı. Bilim ve teknolojinin ilerlemesi insanın ortak sermayesidir, insan medeniyetinin ilerlemesi de bu şekilde hızlanır. Modern çağda, bir ülkenin ekonomisi belli bir derecede küresel endüstri sistemine ve birbirine bağlanmış durumdadır, bu konuda küreselleşme artık geri çevrilemez tarihi bir durumdur.

Bazı ülkeler yaptırım tehdidiyle, diğer ülkelerin gelişmesini kısıtlamak ve kendi liderliğini korumak istiyor. Böyle bir düşünce son derece yanlış. Yine de zamana uygun olmayan zero-sum düşüncesinde ısrar etmek, kendi keyfine göre ticaret savaşı başlatmak, hem kendi çıkarlarını zedeleyecek, hem de küresel endüstri zincirindeki tarafların çıkarlarını zedeleyecek olup, dünya ekonomisinin de gelişmesini kısıtlayacaktır. Türkiye de dahil olmak üzere bütün uluslararası camia, tek taraflılık ve korumacılığı hep birlikte reddetmeli, çok taraflı ticaret sistemi ve serbest ticaret ilkesini savunmalıdır, bu her ülkenin sorumlu olması gereken bir yükümlülük aynı zamanda görevdir.

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, 1.3 milyar nüfuslu büyük bir piyasaya sahip. Çin ekonomisi bir denizdir, küçük bir gölet değil. Fırtına göleti karıştırabilir ama aynı fırtına denizin daha görkemli olmasını sağlar. Çin için en önemlisi, kendi işini layığıyla yapmak, durumların değişmesinden korkmayacağız.

Hanımefendiler, beyefendiler!

Son yıllarda Çin ve Türkiye arasındaki ikili ilişkiler istikrarlı bir şekilde ilerliyor. Hükümetlerimizin her kademede temasları yoğunlaştı, ekonomik ve ticari işbirlikleri derinleşti, beşeri iletişim genişledi. Türkiye, İpek Yolu Ekonomik Kuşağı ve 21. Yüzyıl Deniz İpek Yolu'nun kesiştiği nokta olarak, Çin tarafının Kuşak Yol ortak inşasının doğal partneridir.

Kuşak Yol İnisiyatifi'nin ilan edilişinden bu yana, Devlet Başkanımız Xi Jinping Cumhurbaşkanı Erdoğan 5 kere görüşme yaptılar, Kuşak Yol'un ortak inşası için stratejik planlar yaptılar. 2015 yılında Kuşak Yol ve Orta Koridor uyumlaştırma muhtırasını imzaladı. 5 yıl içinde, iki ülke Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren II. Etabı ve Kumport Limanı gibi önemli başarılara imza attı, toplam ticaret hacmi 100 milyar doları aştı. Çinli firmaların Türkiye'deki yatırım hacmi %120 oranında büyüdü, 1000'e yakın Çinli firma Türkiye'de temsilci şubeler açtı ve Türkiye'ye çok sayıda istihdam imkanı sağladı.

2018 yılında, Çin'in Türkiye'ye yaptığı yatırım hacmi 140 milyon dolar ve %214,9 oranda artış gösterdi. Türkiye'ye gelen Çinli turist sayısı 400 bine yakın ve %60 oradan artış yaşandı. China Southern Airlines'tan sonra Sichuan Airlines da İstanbul-Chengdu direkt uçuşlarına başlayarak, pandanın memleketinden lalenin memleketine ulaşım ağını kurdu. Mart 2019'da, ICBC Turkey ile Türkiye EXİMBANK arasında 350 milyon dolarlık kredi anlaşmasını imzalandı, Çin firması CAMCE, Tuz Gölü yeraltı doğalgaz deposu genişletme projesi ihalesini kazandı. Bütün bu önemli gelişmeler, iki tarafın işbirliği konusundaki canlılığı gösteriyor.

Yeni görevine gelen Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Deng Li, iki devletin diplomatik ilişkisinin 50. yıldönümü olan 2021 yılı için, Türkiye'nin Çin'e ihracatını, Çin'in Türkiye'ye yaptığı yatırımı ve Türkiye'ye gelen Çinli turistler sayısını iki katına çıkarma hedeflerini ortaya koydu. Bu açıklama her iki ülke girişimcilerinin güvenini sağlam bir şekilde güçlendirerek, somut işbirliklerin parlak geleceğini bizlere gösterdi.

'Ortak fikirde olanlar, mesafeyi önemsemez.' Çin Türkiye iki ülkenin kapsamlı reform değişikliklerini derinleştirmek için kritik bir dönemde, gelişme fırsatları ve olası işbirlikleri son derece geniş bir alana yayılıyor. Her alandaki işbirliklerimizin derinleşmesiyle birlikte, iki ülke ilişkininin kesinlikle daha güzel bir geleceğe adım atacağına tüm kalbimle inanıyorum.

Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir