Anasayfa   Başkonsolosluk Hakkında   Çin-Türk İlişkileri   Konsolosluk Hizmetleri   Ekonomik-Ticari İlişkiler   Çin Hakkında   Başkonsolosluğun Sorumlu Bölgeleriyle İlgili   İstanbul'a Gelmek İçin Bilmek Gerekenler 
   Ana Sayfa > Haberler
 
Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ile ilgili Sorunlar Hakkında 4. Basın Toplantısı
2021/03/02

Bi Haibo: Çin Dışişleri Bakanlığı ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi’nin ev sahipliğinde gerçekleşen Xinjiang ile ilgili sorunlar hakkındaki dördüncü basın toplantısına hoş geldiniz. Bugün, Çin Komünist Partisi (ÇKP) Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Komitesi Tanıtım Bölümü Genel Müdür Yardımcısı Xu Guixiang ve Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Yönetimi Sözcüsü Elijan Anayat’ın yanı sıra farklı meslekler ve iş kollarından mezun kursiyerleri ağırlamaktan onur duyuyoruz.

Şimdi soruları almaya başlayabiliriz. Halkın Günlüğü gazetesi ile başlayalım.

Halkın Günlüğü: “Xinjiang’daki Mesleki Eğitim ve Öğretim Çalışmaları” adlı beyaz kitaptan anladığımız kadarıyla, mesleki eğitim ve öğretim merkezleri dini aşırılık yanlıları ve hafif suçlulara yardımcı oluyor. Bu merkezlerden mezun olmuş kursiyerlere, dini aşırılıktan nasıl etkilendiklerini ve mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin yardımıyla bu durumdan nasıl kurtulduklarını sorabilir misiniz?

Xu Guixiang: Hotan’daki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan Alimjan Mamatali ve Aksu şehrinin Wensu ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun Bahtigul Tursun bu soruyu yanıtlayabilir.

Alimjan Mamatali: Merhaba! Benim adım Alimjan Mamatali, 28 yaşındayım. Hotan şehrindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olmuş bir kursiyerim. Şimdi bir emlak şirketinde çalışıyorum.

Daha önce yeşim taşı işinde çalıştım ve o süreçte birçok sözde “arkadaş” ile tanıştım. Bana “Cennetin, 72 güzel eşe sahip olabileceğim muhteşem bir harikalar diyarı olduğunu ve orada harcayacak sonsuz param ve tadını çıkarabileceğim bir ziyafet denizi olduğunu söylediler ve cennet, Müslümanlar için ömür boyu peşinde koşulacak bir hedeftir…” dediler. Ben de merakla onlara “Bu cennete nasıl girilir?” diye sordum. Bana “Cihada katılıp putperestleri öldürmek ön koşul olsa da her gün Allah’a dua etmek seni Cennet’e götürür” dediler. Ben de cennete gidebilmek adına onların saçmalıklarına inandım, her gün onlarla takıldım. Daha sonra bana bir pasaport ve “Cihat yol haritasını” sundular. Başka ülkelerde cihat etmek için Guangdong’dan ayrılmamı istediler. “İnancım uğrunda kutsal bir savaşa katılıp ölerek cennete gitme” hayalimi gerçekleştirmek adına işlerimden istifa ettim.

Ülkeden sahte pasaport ile ayrıldığım sırada Guangdong Eyaleti Kamu Güvenliği Müdürlüğü tarafından yakalandım. Beni Hotan’a geri gönderdiler. Kamu Güvenliği Müdürlüğü’nün bilgilendirmesiyle, sınırı kaçak yollardan geçme suçuyla 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılabileceğimi öğrendim. Şaşırmış ve korkmuştum. Hayalini kurduğum cennet bir anda hapishaneye dönmüştü. Polis bana, hükümetin benim gibi insanları kurtarmak amacıyla mesleki eğitim ve öğretim merkezleri kurduğunu söyledi. Bana orada çalışmamı önerdiler.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde Anayasa Hukuku, Ceza Hukuku, Terörle Mücadele Hukuku, Diyanet İşleri Yönetmeliği, Deradikalizasyon Yönetmeliği eğitimi aldım. Hukukun sınırlarını ve yapılacak en doğru şeyin ne olduğunu öğrendim. Kötü niyetli şiddet yanlıları, bizden birer katliam makinesi ve onların savaşında ölüme giden askerler olmamızı istiyordu. Bana yalan söylediklerini o anda anladım. “Cennete girmek için onların inançları uğruna ölmek ve kutsal bir savaşa girmek” büyük bir yalandı. Neredeyse hayatımı kaydıracak olan bu aptalca davranışım yüzünden büyük pişmanlık duyuyorum. Mesleki eğitim ve öğretim merkezindeki rehabilitasyon olmasaydı kötülüğün kollarına düşer ve bir katliam makinesi olurdum. Bunu düşünmek beni korkutuyor.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde pazarlama yönetimini öğrendim. Mezun olduktan sonra emlak şirketinde düzenli bir işe girmem ile tatmin edici bir kazanç sağladım. Geçen yıl evlendim ve yeni bir araba aldım. Ebeveynlerim değişimimden memnun. İyi bir hayatımız var ve bunun için mesleki eğitim ve öğretim merkezine bir teşekkür borçluyuz.

Xu Guixiang: Şimdi Bahtigul Tursun’a deneyimlerini bizimle paylaşması için hoş geldin diyoruz.

Bahtigul Tursun: Benim adım Bahtigul Tursun. Aksu şehrindeki Wensu ilçesinde yaşayan, mesleki eğitim ve öğretim kursundan mezun olmuş bir kursiyerim. Kasabadaki hidroelektrik santralinde lojistik müdürlüğü yapıyorum.

Birkaç yıl önce kızım hastaydı ve arkadaşlarımdan biri bana, köydeki Amat Mamat isimli “İmamın” doktorlardan daha fazla tercih edildiğini söyleyerek numarasını verdi. Doğrusu, denemek istedim ve kızımın hastalığı için bu “İmam”a gittim. Kızımı tedavi ediyormuş gibi yapan İmam bana, “Devlet hastanelerine gitmemelisin. Hanlı doktorlar putperesttir ve dinen helal olmayan reçeteleri ölümcüldür. Han halkıyla arkadaşlık etme. Putperestler ile arkadaşlık kurmak sizi cehenneme götürür” dedi.

O andan itibaren çocuğum ne zaman hasta olsa “İmam”a gittim. Benim kafamı dini aşırılık fikirleriyle doldurdu. Bu yüzden Han halkını “putperest” saydım ve onlara karşı nefret besledim. Onlardan uzaklaşmak için hidroelektrik santralindeki işimden bile istifa ettim. Han halkının dükkânlarından bir şey almaktan kaçındım çünkü ürünlerinin dinen helal olmadığını ve kirli olduğunu düşündüm. Devletin açtığı okullarda dinen helal olmayan kitaplar ve kalemler vardı, bu yüzden kızımın o okullara gitmesine izin vermedim. Bu tür davranışlarım akrabalarımı ve arkadaşlarımı korkuttu. Ardından onlar beni mesleki eğitim ve öğretim merkezlerine gitmeye ikna etti.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde pek çok hukuki bilgi edindim. İslam’ın ne olduğuna dair net bir fikir geliştirdim. “İmam”ın bir din adamı değil aksine şiddet ve aşırılık yanlısı bir adam olduğunu anladım. O, terörist faaliyetlerde bulunmaktan dolayı cezaevine girmişti. Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerindeki birçok sınıf arkadaşım dini aşırılık yanlıları tarafından kandırılmıştı. İşlerini ve ailelerini kaybetmişlerdi. Şu an hepsi dini aşırılıktan nefret ediyor.

Mezuniyetimden sonra mahalle yönetiminin idari kadrosunun yardımıyla hidroelektrik santralindeki işime geri döndüm. Lojistik müdürlüğüne terfi ettim. Maaşımın yükselmesiyle birlikte ailemin ekonomik koşulları iyileşti. Dört kişilik ailemiz bugün mutlu bir yaşam sürüyor.

Bi Haibo: Bir sonraki soruyu Resmi Pakistan Haber Ajansı’nın (APP) muhabirisi sorabilir.

APP Muhabiri: Bazı yabancı medya organları “mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin toplama kampları olduğunu” ve “bu merkezlerde Uygurlar dahil olmak üzere bir milyon azınlık halkın tutuklandığını” iddia ediyor. Bununla ilgili yorumunuz nedir?

Xu Guixiang: Bu soruyu Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Yönetimi Sözcüsü Elijan Anayat yanıtlayabilir.

Elijan Anayat: Xinjiang’da sözde “toplama kampları” olmadığını bir kez daha açıklığa kavuşturmak istiyorum. Bununla birlikte, bazı yabancı politikacılar ve medya mensupları, Xinjiang’daki mesleki eğitim ve öğretim merkezlerini “toplama kampları” olarak etiketleyerek kötü niyetli davranıyor. Xinjiang’da yasal olarak kurulan mesleki eğitim ve öğretim merkezleri, aslında Birleşik Krallık’ta uygulanan VÇP (Vazgeçme ve Çözülme Programı) ve Fransa’daki radikalleşme karşıtı merkezlerden hiçbir farkı olmayan okullar olmalarının yanı sıra terörle mücadeleyi destekleyen ve ileriye dönük araştırmalar yürüten merkezlerdir. Xinjiang’daki eğitim ve öğretim girişimleri, BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi ve Terörist Saldırıları Önleme Eylem Planı gibi uluslararası sözleşme ve girişimlerdeki temel ilkeler ile uyumludur.

Bu merkezlerde, kursiyerlerin kişisel haysiyetinin dokunulmaz olduğunun garantisi olarak Çin Anayasası ve ilgili diğer yasalara uygun şekilde, temel insan hakları ilkeleri gözetilmektedir. Herhangi bir şahsi hakaret ve kötü muamele kesinlikle yasaktır. Tüm kursiyerler hareket özgürlüğü ile birlikte aileleri veya arkadaşları ile iletişim kurmanın keyfini çıkarır. Merkezler yatılı tesisler olarak işletilmektedir ve kursiyerler kişisel işlerini yürütmek için ev izni alabilirler. Kursiyerlerin kendi sözlü ve yazılı dillerini kullanma hakları tamamen korunmaktadır. Tüm kurallar, düzenlemeler, müfredat çizelgeleri ve menüler, etnik azınlıkların kendi dilinde yazılmıştır. Bu merkezlerde besin değeri yüksek, dini açıdan helal ürünler kullanılarak farklı etnik grupların gelenek ve alışkanlıkları korunmakta ve onlara tam anlamıyla saygı duyulmaktadır. Kursiyerlere gıda harcaması olarak her gün kişibaşına 20 yuan (Çin parası birimi RMB) veriliyor. Kursiyerler evlerine döndüklerinde meşru dini faaliyetlerine katılıp katılmayacaklarına kendi başlarına karar verebiliyor. Ayrıca mesleki eğitim ve öğretim merkezleri, farklı türlerde güncel tesisler ile iyi bir şekilde donatılmıştır. Yurtlarda radyo, televizyon ve klima bulunmaktadır. Merkezlerdeki sağlık tesisleri kursiyerlerin sağlık ve tedavi ihtiyacını karşılamak için bulunmaktadır. Merkezlerde ayrıca kursiyerlerin basketbol, voleybol ve masa tenisi oynayabilecekleri spor salonları, okuma odası, bilgisayar odası ve projeksiyon odası gibi kültürel mekânlar, oditoryum ve açık hava sahnesi bulunmaktadır.

Merkezlerde etnik konser ve dans gösterileri ile spor karşılaşmaları düzenlenmektedir. Kursiyerlerin öğrenim, yaşam ve eğlence ihtiyaçları merkezlerde tam anlamıyla karşılanabilmektedir. Kursiyerlere 24 saat sağlık hizmeti alabilecekleri bir sağlık odası temin ettik. Hafif rahatsızlığı olan kursiyerler burada tedavi edilebiliyor, acil ve ağır vakalar yaşandığı vakitlerde mümkün olan en kısa zamanda hastaneye sevk edilmelerini sağlayabiliyoruz. Merkezlerde ayrıca kursiyerlerin sorularını çözmelerine yardımcı olmak için yasal danışmanlık odası kuruldu. Orada ayrıca zihinsel problemler yaşayanlar için de bir danışmanlık odası kurarak kursiyerlerin psikolojik sağlığı ile de yakından ilgilenildi. Daha önce hiç bu tür bir toplama kampına rastladınız mı? 9 Aralık 2019 tarihinde tüm kursiyerler kurslarını tamamlayarak merkezlerden mezun oldu. Hükümetin yardımıyla iş buldular ve yaşam kaliteleri arttı.

“Mesleki eğitim ve öğretim merkezleri, Uygurlar dahil bir milyon azınlık halkının göz altına alındığı toplama kamplarıdır” iddiası düpedüz saçmalıktır. Yasalara göre, Xinjiang’daki mesleki eğitim ve öğretim çalışmaları, hiçbir bölge, etnik grup veya dini hedefe koymaz. Kursiyerler dini aşırılıktan kötü etkilenmiş insanlar. Bağımsız bir haber sitesi olan Grayzone, bu tür korkunç söylentilerin ABD hükümeti tarafından desteklenen bir STK olan “Çinli İnsan Hakları Savunucuları” ve bazı Çin karşıtı güçler tarafından yaratıldığını ve yayıldığını ifşa eden makaleler yayımladı. İlk olarak, “Çinli İnsan Hakları Savunucuları”, sekiz Uygur ile yapılan görüşmelere dayanarak Xinjiang’daki 20 milyon insanın yüzde 10’unun “yeniden eğitim kampları”nda göz altına alındığı sonucuna vardı. İkinci olarak, sahte bilim insanı Adrian Zenz bir medya organının haberine dayanarak bu tür söylentileri uydurmuş kişilerden biri. İddiasının kesin olmadığını kendisi de itiraf etmiştir. 25 Temmuz 2020’de Grayzone’nin editörü, ödüllü gazeteci ve çok satılmış kitapların yazarı olan Max Blumenthal, “Yeni Soğuk Savaşa Hayır” adlı uluslararası bir sempozyumda, bir milyon Uygur’un göz altına alındığı iddiasının dikkatli araştırılmayan şüpheli bir kaynaktan alınmış bir istihbarata dayandığını belirtiyor.

2019 yılının Ağustos ayında, Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Konseyi Basın Ofisi, “Xinjiang’daki Mesleki Eğitim ve Öğretim Çalışmaları” adlı beyaz kitabı yayımladı. Beyaz kitap, verilen eğitimin dikkate değer etkilerini, kursiyer haklarının korunmasını, yönetim için gerekli düzenlemeleri, öğretimin içeriğini, meşru otoriteyi ve fonları içeren Xinjiang’daki eğitim ve öğretim çalışmalarının tüm yönlerini tarafsız bir şekilde detaylandırıyor. 24 Ağustos 2020’de CCTV Uluslararası Çin Televizyon Kanalı, eğitim ve öğretim merkezindeki kursiyerlerin gerçek çalışmalarını ve yaşamlarını canlı bir şekilde ekrana getiren “Yalan ve Gerçek – Xinjiang Eğitim ve Öğretim Merkezi” adlı bir televizyon belgeseli yayımladı. Belgesel, eğitim ve öğretim merkezindeki kursiyerlerin gerçek yaşamlarını, gerçek hikâye ve sahnelerle canlı bir şekilde gözler önüne seriyor; eğitim ve öğretim çalışmalarının kursiyerlere getirdiği önemli düşünce yapısını ve yaşamlarındaki değişiklikleri derinlemesine yansıtıyordu. Bu görüntüleri ve kitapları sizler için buraya getirdik ve basın toplantısından sonra sizlere takdim edeceğiz. Mesleki eğitim ve öğretim merkezinin gerçek yüzünü ve içerisindeki çalışmaları tetkik edeceğinize inanıyorum.

Bi Haibo: Sıradaki soru Xinhua Haber Ajansı’ndan.

Xinhua Haber Ajansı: Bazı raporlarda “kursiyerlere işkence yapıldığı ve hatta böbreklerinin ve ciğerlerinin alındığı” belirtiliyor. Ayrıca eğitim merkezi hakkında tecrübe sahibi olan bazı yurt dışı kaynakları, çeşitli medya kuruluşlarına, eğitim ve öğretim merkezlerinde beyinlerinin yıkandığını ve işkence gördüklerini söylüyor. Bu haberlerin doğruluğu hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Xu Guixiang: Bu soruya, Kızılsu Kırgız Özerk İli’nde bulunan Atuş şehrindeki eğitim ve öğretim merkezinden mezun Mardanjan İlham ve Aksu şehrinin Awati ilçesindeki merkezden mezun olan Ali Tuniyaz cevap verebilir.

Mardanjan İlham: Benim adım Mardanjan İlham. Kızılsu Kırgız Özerk İli Atuş şehri eğitim ve öğretim merkezinden mezun oldum. Ortaokul ve ilkokul öğrencileri için müfredat dışı eğitim veren bir kurumun yöneticisiyim. Mezun bir kursiyer olarak merkezde neler olup bittiğini net bir şekilde bildiğimi söyleyebilirim. Eğitim ve öğretim merkezi bir tür okuldu. Her sınıf büyük ve aydınlık olmalarının yanı sıra çalışmamıza uygun şekilde multimedya araçlarıyla donatılmıştı. Pazartesiden cumaya kadar her gün altı dersimiz vardı. Cumartesi, pazar ve diğer ulusal bayramlarda izin yapardık. İhtiyacımız olduğunda okuldan izin alabiliyor ve elbette yakınlarımızla iletişim kurabiliyorduk. Hatırlıyorum da bir keresinde, ailem bir yakınımızın evleneceğini haber vermek için beni aramıştı. Yakınımızın düğününe katılabilmek için bir gün izin almıştım. Dönüşte sınıf arkadaşlarıma nikâh şekeri getirmiştim. Okulda ders dışı renkli etkinliklerimiz vardı. Basketbol turnuvası, halat çekme, sanat gösterileri gibi birçok etkinlik düzenliyorduk. Benim sınıfım halat çekme yarışmasında birinci olmuştu. Okulda geleneklerimize saygı duyuluyordu, her gün erişte, pilav, buharda pişmiş çörek ve sebzeli lapa gibi dinen helal yiyecekler ücretsiz veriliyordu. Öğretmenlerimiz, tıpkı aile üyelerimiz gibi, hasta olduğumuz zamanlarda bizimle ilgilenirdi. Bir keresinde basketbol oynarken bileğimi incitmiş ve öğle yemeğine katılamamıştım, öğretmenimiz durumu öğrendiği anda iyileştirici bitki ve ilaçlar getirdi. Hatta bana bir tabak koyun etli erişte getirmişti. Çok etkilenmiştim.

Yabancı basının, kursiyerlerin istismara uğradığı ve hatta böbreklerinin ve ciğerlerinin alındığı iddiası tamamen yalan ve iftiradır. Tüm sınıf arkadaşlarım çok mutlu ve huzurluydu. Hiçbirimiz istismar edilmedik, böbreklerimiz ve ciğerlerimiz alınmadı. Sağlıklıyız ve mutlu aile hayatımızın tadını çıkarıyoruz. Diğer ülkelerdeki kendilerinin kursiyer olduğunu söyleyenlere bir soru sormak istiyorum, yalanlarınızla başkalarını pekala kandırabilirsiniz, ya bizi kandırabilir misiniz? Teşekkür ederim!

Xu Guixiang: Şimdi bizimle tecrübelerini paylaşacak olan Ali Tuniyaz’a da hoş geldin diyoruz.

Ali Tuniyaz: Ben Ali Tuniyaz. Aksu şehrinin Awati ilçesindeki Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezi’nden mezun olan bir kursiyerim. Şu anda bir inşaat şirketinin temsilciliğini yapmaktayım.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde öğretmenler bizimle ilgileniyordu. Beni en çok etkileyen şey, kurs müdürümüzün tüm sınıf arkadaşlarımın doğum gününü hatırlamasıydı. Sınıf arkadaşlarım ne zaman doğum günlerini kutlasa, öğretmenimizin hayır duasını alırdı. Dahası, öğretmenlerimiz kursiyerlerin yetkin oldukları alanları keşfeder ve bizi cesaretlendirmek için her yolu denerdi. Onlarla, sadece öğretmen değil, aynı zamanda bir “dert ortağı” oldukları gerçeğini hissederek sohbet etmeyi çok severdik. Merkeze ilk geldiğimde, Çince bilgimin iyi olması sebebiyle kurs müdürü beni, temel Çince konuşma ve yazma dersine atadı. Bu durum da beni heyecanlandırıp gururlandırdı. Merkezde öğretmenler bize aile bireyleri gibi değer veriyorlar ve öğrenciler birbirlerine kardeş gibi yardım ediyorlardı. O andan itibaren derin bir dostluk kurduk ve birbirimizle sürekli iletişim halinde kaldık. Sınıf arkadaşlarımdan birkaçı ve ben geçen cumartesi kurs müdürümüzü akşam yemeğine davet ettik. Merkezimiz hakkında bayağı bir konuştuk ve o zamanlara özlemle iç geçirdik.

Sınıf arkadaşlarım ve ben, kursiyerlerin istismara uğradığı veya böbreklerinin alındığına dair hiçbir şey duymadık. Görüyorsunuz, oldukça neşeli ve sağlıklıyız. Taciz edilmiş gibi görünüyor muyuz sizce? Denizaşırı ülkelerdeki medya kuruluşlarının, yalan söylemeyi bırakmalarını istiyorum.

Bi Haibo: Sıradaki soru CGTN’dan geliyor.

CGTN: Yabancı basında, mesleki eğitim ve öğretim merkezlerindeki kadın kursiyerlere bilinmeyen ilaçlar enjekte edildiği veya rahim içi araçların (IUD) uygulanmasının zorlandıkları ve zorla kısırlaştırıldıklarını öne sürdü, bu doğru mu?

Xu Guixiang: Bu soruyu cevaplandırmaları için Kaşgar şehrindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan Turdigul Nur ve Mihrensa Qari’yi davet ettik.

Turdigul Nur: Merhaba! Ben Kaşgar şehrinden Turdigul Nur. Mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun oldum. Eğitim ve öğretim merkezinden mezun olduktan sonra eşim ve ben geçen yıl bir kız çocuğu dünyaya getirdik ve kızımız şu an neredeyse bir yaşında. Lütfen kızımın fotoğrafına bakın. Kızım nasıl da sevimli öyle değil mi? Eğer zorla kısırlaştırılmaya maruz kaldıysak nasıl oldu da bir çocuğumuz oldu? Teşekkürler!

Xu Guixiang: Deneyimlerini bizimle paylaşması için Mihrensa Qari’ye hoş geldin diyoruz.

Mihrensa Qari: Benim adım Mihrensa Qari, Kaşgar Şehri Mesleki Eğitim ve Öğretim Merkezi’nden mezun oldum. Kaşgar şehri, Seman Kasabası Kadın Federasyonu başkanıyım.

“Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerindeki kadın kursiyerlere bilinmeyen ilaçlar enjekte edildiği ya da IUD uygulanmaya zorlandıkları” yönünde iddialar duydum ve bu beni çok kızdırdı! Şu anda iki çocuğum var. Ulusal hukuka göre bir çocuk daha yapma hakkına sahibim. Oda arkadaşım Gulbar Amat, mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olur olmaz evlendi ve geçen yıl sevimli bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Biraz önce, eşi ve kızı büyüdüğünde daha fazla çocuk sahibi olmayı planladığını söyledi. Yurt dışındaki bazı insanlar bütün gün saçma sapan konuşuyor ve bizi sürekli etrafımızda dolanan bir sinek gibi rahatsız ediyorlar.

Köyümüzde kadınlarla her gün iletişim halinde olan Kadın Federasyonu’nun başkanıyım. Pek çok kız arkadaşım bana “doğumda ve çocuk yetiştirmede nicelikten çok niteliğin önemli olduğunu” çünkü çocukların iyi eğitim alabileceğini, sağlıklı büyüyebileceğini söyledi. Kadınlar, birçok doğum sağlığı politikasından da yararlanabiliyor. Örneğin, hükûmet her yıl ücretsiz sağlık muayenesi sunuyor ve çocuk doğurma çağındaki kadınların evlilik öncesi muayeneleri yapılıyor, bu da bizi çok memnun ediyor. Teşekkür ederim!

Bi Haibo: Bir sonraki soruyu China Arab TV temsilcisi soruyor.

China Arab Tv: 2 Şubat’ta BBC, Xinjiang’daki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan ve ABD’de yaşayan Tursunay Chavdun adlı kursiyerin bir “deneyimini” ortaya çıkardı ve “kadınların Xinjiang’daki “toplama kampı”nda sistematik tecavüz, cinsel istismar ve işkenceye maruz kaldığını” bildirdi. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, “Çin’deki mülteci kamplarında yaşanan Müslümanlara yönelik sistematik tecavüzlere dair haberlerden derin bir rahatsızlık duyduklarını” belirterek tekrar, “Çin’in Xinjiang’da insanlığa karşı suçlar işlediği ve soykırım uyguladığını” öne sürdü. Bütün bu yaşananlar adeta insanları şoke etti. Bununla ilgili yorumunuz nedir?

Xu Guixiang: İzin verirseniz ben cevaplayayım. Burada, “insanlığa karşı işlenen suçlar ve Xinjiang’daki soykırım” olarak tarif edilen şeyin, “yüzyılın yalanı” ve aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük komplosu olarak, ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo tarafından ahlaksız bir şekilde uydurulduğunu bir kez daha ciddiyetle ifade ediyorum. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın açıklaması, uluslararası ilişkileri düzenleyen uluslararası hukuk normlarını ciddi bir şekilde ayaklar altına almıştır. Xinjiang’daki tüm etnik gruplardan insanların duygularını inciten bu yaklaşım Çin’in iç işlerine doğrudan müdahaledir. Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi ve tüm etnik gruplardan insanlar bunu şiddetle kınamaktadır.

Xinjiang meselesi bir etnik köken, din ve insan hakları meselesi değil, terörle mücadele ve ayrılıkçılık meselesidir. Hukukun üstünlüğü ilkelerini benimseyen Xinjiang, terörle mücadelede herhangi bir etnik köken veya dini asla hedeflememektedir. Xinjiang’da yasalara uygun mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulması, BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi ve Önleme Eylem Planı ve diğer terörle mücadele kararlarının ilkeleri ve ruhuyla tamamen uyumludur. Xinjiang, terörle mücadele ve deradikalizasyon çalışmasında dikkate değer sonuçlar elde etti. Xinjiang’da son 4 yıl içerisinde hiçbir terör olayı yaşanmadı ve tüm etnik grupların barışçıl ve istikrarlı yaşam özlemi gerçekleştirildi ki bu insan haklarının gerçek garantisidir. Xinjiang’daki sözde “insanlığa karşı suç ve soykırım” iddiası tamamen asılsızdır.

BBC’nin haberinde adı geçen Tursunay Chavdun, soruşturmaya göre 43 yaşında ve gerçek adı Tursunay Zinavdin. Memleketi İli bölgesinin Xinyuan ilçesi olan Tursunay Zinavdin, 26 Eylül 2019’da yurt dışına çıkmış, ülkeyi terk ettikten sonra, mülteci statüsü kazanabilmek için “aktris” olmaya niyetlenmiş ve Çin karşıtı güçler tarafından manipüle edilmiştir. Mesleki eğitim ve öğretim merkezindeki deneyimi uydurmadır. Fakat yalan söylediği gerçek bilgiler ile defalarca kanıtlanmıştır. Örneğin, geçen yıl eğitim ve öğretim merkezinde “gözaltına alınan” kadınların kısırlaşmayı kabul etmeleri ya da menstruasyon sonlandırma hapları almaları gerektiği konusunda yalan söylemişti ve ayrıca, kalıcı olarak kısırlaştırıldığını iddia etmiştir. Gerçek şu ki, kendisine hiç doğum kontrolü uygulanmamıştır ve tüm akrabaları onun kısır olduğunu bilmektedir..

Ayrıca Tursunay Zinavdin iki evlilik yapmış. İlk evliliğinden eşi Tursunjan Ahmetjan, kısır olması sebebiyle ondan boşanmıştır. Şimdiki eşinden de çocuğu bulunmamaktadır. Kazakistan’daki sözde “biyolojik kızı” onun şimdiki eşinin yeğeninin kızıdır. Onun gibi insanların “zorla kısırlaştırılmaya” ihtiyacı yok. Mesleki eğitim merkezinde işkence ve tecavüze uğradığı konusunda da yine yalan söyledi. Bunların hepsi saçmalık.

BBC’nin, Xinjiang’ın yeniden eğitim kamplarındaki kadınların sistematik cinsel tacize ve işkenceye maruz kaldığı haberi temelden yoksun. Mesleki eğitim ve öğretim merkezleri anayasa ve yasalara sıkı sıkıya bağlıdır ve kursiyerlerin temel haklarını güvence altına almaktadır. Bu merkezlerde cinsel saldırı ve işkence olayları olmamaktadır.

Xu Guixiang: Kaşgar şehrinden mezun bir kursiyer olan Zaynura Namatqari bu konudaki fikrini açıklamak istiyor.

Zaynura Namatqari: Merhaba! Benim adım Zaynura Namatqari, Shufu ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olmuş bir kursiyerim. Şimdi Zhanmin beldesine bağlı Erikebeixi köyünün Kadın Federasyonu Başkanı olarak görev yapıyorum. Eğitim merkezindeyken kadın kursiyerlerin tüm hakları tamamen garanti altına alınıyordu. Öğretmenler bize çok iyi davranıyordu. Mezun bir kursiyer olarak mesleki eğitim ve öğretim merkezinde hiçbir kadın kursiyerin cinsel tacize uğramadığını ifade etmek isterim. BBC safsatalardan ve uydurulmuş saçmalıklardan bahsediyor. Tüm kadın kursiyerler buna oldukça öfkeli. BBC’deki dedikoduculara, biz kadın kursiyerleri aşağılamaya devam ederseniz yasal yollara başvuracağımızı söylemek istiyoruz. İtibarımızı koruyacağız. Teşekkür ederim!

Xu Guixiang: BBC, Xinjiang hakkında pek çok yalan haber yayımladı. BBC muhabirleri bir süre önce Aksu şehrinde, görüşmecilerin izni olmaksızın görüntü aldılar. Tek bir Uygurla görüşmeden, önceden kaydedilmiş uydu fotoğrafları ve Çin karşıtları tarafından uydurulmuş sözde haberlere dayanarak, Xinjiang’da “kitlesel zorunlu çalıştırma” olduğuna dair somut kanıtlar elde ettiklerini iddia ettiler. Hatta Xinjiang’da yatırım yapan ve fabrikalar kuran yabancı şirketleri geri çekilmeye zorladılar. Davranışları meslek etiğini, tarafsızlığı, dengeli ve haklı duruşlarını ve gerçekleri ayaklar altına aldı. Siyasi amaçlarla Xinjiang’a atılan kötü niyetli iftiralar uluslararası itibarlılar ve güvenilirliklerini yerle bir etti.

Sayın Elijan Anayat, Gulbahar Mahmutjan adında Fransa’da yaşayan Uygurlu bir kadından bahsetmişti. Son günlerde bazı medya kuruluşları hâlâ bunu soruyor. Sayın Elijan Anayat’ı konuşması için tekrar davet etmek istiyorum.

Elijan Anayat: Size Gulbahar Mahmutjan’ı tanıtmama izin verin. Gulbahar Mahmutjan, Xinjiang’ın Karamay şehrinden 55 yaşında Çin vatandaşı bir kadın. Xinjiang Petrol Şirketi mühendislik ve teknoloji departmanından erken emekli olmuş, çok uzun zamandır işinin başında bulunmayan biri; tam bir ayrılıkçı ve aşırılık yanlısı. Xinjiang’a ilişkin iddiaları ise tamamen saçmalık.

Gulbahar Mahmutjan, Dünya Uygur Kurultayı’nın bir üyesidir ve uzun süredir ayrılıkçılık ve terörizmi kariyer olarak yürütmektedir. 1985’te eşi Abuduklim Hatwaji ile birlikte ayrılıkçı Dolkun Asa’nın çağrısına cevap vererek Urumçi’deki ayrılıkçı yürüyüşe, ardından da gizli bölücü faaliyetler yürüten, terörist saldırılar planlayan Dünya Uygur Kurultayı’na katıldı.

26 Mayıs 2006 yılında, iki kızı Gulhumar Abuduklim ve Gulnigar Abuduklim ile beraber Çin pasaportlarıyla sınırı geçerek siyasi iltica kılıfıyla Fransa’ya yerleşen eşi Abudiklim Hatwaji (Dünya Uygur Kurultayı Fransa Şubesi Başkan Yardımcısı) ile birlikte yaşamaya başladı. Sonra eşiyle birlikte sözde “Doğu Türkistan” örgütünün başkanları ile yakınlaştı ve Çin karşıtı bir dizi ayrılıkçı eylem planladı. Kızına da geçit töreninde sözde “Doğu Türkistan” bayrağı giydirerek onu Dünya Uygur Kurultayı’na katılması için teşvik etti.

Bu arada Gulbahar Mahmutjan ve eşi, terörist saldırılar planlamaya devam etti. 2009 yılında ailesini ziyaret etme bahanesiyle ülkesine döndü ve Urumçi’de meydana gelen “5 Temmuz” olayını kışkırtmaya çalıştı ve aynı şeyi Karamay’da da yapmak istedi. 2012 Temmuz ve Ağustos, 2014 Şubat ve Mart, 2016 Nisan ve Mayıs ayları arasında eşi ve kızları ile birlikte ülkeye birden fazla kez giriş yaparak terörist faaliyetlerde bulunmaya çalıştı.

2016 yılının Kasım ayında Gulbahar Mahmutjan, emeklilik işlemlerini halletmek için tek başına ülkesine geri döndü ve yine terörist faaliyetlerde bulunmak istedi. Uzun süredir ayrılıkçılık ve terör faaliyetlerinde bulunduğu için ülkesine döndükten sonra eylemleri kamu güvenlik birimi tarafından titizlikle soruşturuldu ve ardından tutuklandı.

29 Ocak 2017’de kamu güvenlik birimi Gulbahar Mahmutjan hakkında soruşturma başlattı ve aynı gün göz altına alındı. Soruşturma sırasında önce gerçeği sakladı ve aile üyelerini korumaya çalışarak yalancı şahitlik yaptı. Suçlu olduğu ortaya çıktıktan sonra da cezai eylemlerinin ciddiyetini, kocası ve en büyük kızının verdiği zararın farkına vardığını belirterek tutumunu değiştirdi ve suçlu olduğunu kabul etti. Suçlu olduğunu ve pişman olduğunu iddia etmesi üzerine adli makamlar ona dava açmayarak hoşgörü sergiledi. Tutukluluğu sırasında tüm yasal hak ve çıkarları korundu.

Mahmutjan, sonrasında Xinjiang’da normal bir hayat yaşamaya karar verdi ve Urumçi’yi, Karamay’ı, İli’yi, Altay’ı ve birçok yeri gezip ziyaret etti. Ayrıca eşinin “Dünya Uygur Kurultayı”ndaki rolünü ve kızının ayrılıkçı ve aşırılıkçı eylemlerinin yasalara aykırı olduğunu belirttiği bir pişmanlık mektubu yazdı. Onları, bu eylemleri durdurmaya ikna etti. İlgili yerel departmanlar büyük kızının yaklaşan doğumu nedeniyle bakıma ihtiyacı olduğunu düşünerek Gülbahar Mahmutjan’ın suç işlediğinden şüphelenilmesine rağmen insani nedenlerle ülkeden ayrılmasına izin verildi.

Gulbahar Mahmutjan, yurt dışına gittikten sonra kendisine gösterilen hoşgörüye minnettar olmak yerine ayrılıkçı ve terörist kampa geri dönerek Çin’e karşı her türlü iftirayı uydurdu. Bugün “Çin’e dönmeye ikna edildiğini ve tutuklandığını” iddia ediyor, ancak aslında görev süresinin sona ermesinin ardından, Xinjiang Petrol Şirketi Erken Emeklilik Sözleşmesi’ni imzalamak için Çin’e geri dönmek zorunda olduğunu bahane ederek kendi isteğiyle Çin’e geri döndü. 7 yıl “yeniden eğitim” cezasına çarptırıldığını söylüyor. Oysa gerçekte adli makamlar onu cezai sorumluluk nedeniyle hiç soruşturmadı, üstelik “yeniden eğitim” diye bir şey de yok, öyleyse 7 yıllık “yeniden eğitim” iddiası nereden geliyor? Çürütmeye bile değmeyen “gözaltında istismar ve kısırlaştırma” iddialarına gelince; Urumçi, Karamay, İli, Altay ve diğer yerlerdeki akrabalarını ve arkadaşlarını ziyaret edebiliyorsa “gözaltı ve taciz” iddiaları nereden çıkıyor? Daha da saçma olan ise 55 yaşındaki birinin kısırlaştırıldığının iddia edilmesidir.

Bu arada, arkadaşları ve meslektaşları onun ahlaksız biri olduğunu, yalan söylemeye alıştığını ve çalkantılı bir kişisel yaşama sahip olduğunu belirtiyor. Bir komşusunun iddiasına göre, ülkede olduğu süreçte zina suçu dahi işlemiş. Yurt dışına son çıkışında, ahlaksız ve utanç duygusuna sahip olmayan bir insan olduğunu ifşa edercesine bütün bu yalanları, Çin karşıtı güçlerin gözüne girmek için “Dünya Uygur Kurultayı” ile iş birliği halinde uydurduğunu ispatlamıştır.

Bi Haibo: Global Times’tan bir soru var.

Global Times: Bazı yabancı medya kuruluşları, Xinjiang’daki mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin, kursiyerleri, mesleki eğitim adına çalışmaya zorladıklarını iddia etti. Bazı kursiyerlere, bu konu hakkında konuşmak üzere söz vermek isteriz.

Xu Guixiang: Hotan bölgesinin Moyu ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan kursiyer Shirali Amarjan bu soruyu yanıtlayabilir.

Shirali Amarjan: Merhaba! Benim adım Shirali Amarjan, Hotan bölgesinin Moyu ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olmuş bir kursiyerim. Bazı yabancı medya kuruluşlarının merkezlerde zorunlu çalıştırma olduğu iddiası tamamen saçmadır; orada zorla çalıştırma diye bir şey yoktur.

Eğitim merkezindeki kurslarda hayvancılık, kuaförlük ve güzellik hizmetleri, bilgisayar, dikiş nakış, pazarlama, kostüm tasarımı, yiyecek üretimi ve otel yönetimi gibi alanlarda uzmanlaşmamız ve güvenli işlerde çalışmamıza yardımcı olmak amaçlanıyor. Hepimiz derslerimizi hobilerimize göre seçtik ve kimse bizi bir şeylere zorlamadı. Sınıf arkadaşlarımı örnek göstermek gerekirse; kimi yiyecek üretimi, kimi dikiş becerileri ve kimisi de otel yönetimini seçti. Ben ise bilgisayar alanını tercih ettim çünkü küçükken bilgisayar ile oynamayı çok seviyordum. Öğrenme sürecinde beynimdeki şeyleri iki ya da üç boyutlu şekillerde bilgisayara aktaran çizim yazılımına hayran kaldım. Öğretmenlerden tavsiye istedim ve çok çalıştım. Kısa süre sonra istediğim becerilere hâkim oldum ve özellikle iç mimari alanını tercih ettim.

Tüm kurslarda teorik çalışmayı pratik eğitim ile birleştirmek zorundaydık. Pratik eğitimde herhangi bir ticari ürün üretmedik. Yiyecek üretimini seçen sınıf arkadaşlarım, derslerde yaptıkları tatlıları satmak yerine bizimle paylaşıyordu. Dikiş becerisini öğrenen arkadaşlar giysi yapmak yerine, artık kumaş parçaları üzerinde pratik yapardı. Otel yönetimi bölümünü seçen arkadaşlar, otel haline getirilen bir sınıfta ders görürdü. Asla ticari bir mal üretmezlerdi. Okuldaki tüm iç dekorasyon ürünlerimi ben tasarladım. Ancak eğitim ve öğretim merkezi benden asla böyle bir talepte bulunmadı. Bu nedenle, bazı yabancı medya kuruluşlarının neden pratik eğitimimizi zorunlu çalışma olarak tanımladığını anlamak benim için zor.

Mezun olduktan sonra bir iç dekorasyon firması işletmeye başladım ve bugün tasarımdan inşaya kadarki süreci içeren bir paket hizmet sunuyorum. Merkezde öğrendiğim çizim yazılımı ile tasarım eskizleri çiziyorum. Müşterilerim, eskizlerimi gördükten sonra onlar için tasarım yapmamı istiyor. Şu an epey müşterim var. Başlangıçta şirketimde iki kişi çalışırken şu anda neredeyse yirmi kişi çalışıyor. Her yıl 300.000 RMB’den fazla kazanıyorum. Teşekkür ediyorum!

Bi Haibo: Endonezya’dan Antala Haber Ajansı’nın sorusunu alalım.

Antala Haber Ajansı: Bazı denizaşırı basında çıkan haberlerde, mesleki eğitim ve öğretim merkezlerindeki kursiyerlerin kişisel özgürlükleri olmadığı ve dini inanç özgürlüğünden mahrum bırakıldıkları belirtiliyor. Mezun olan bazı kursiyerler bu durumun gerçek olup olmadığı hakkında bilgi verebilir mi?

Xu Guixiang: Kaşgar bölgesinin Shache ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan kursiyer Alimujan Ahmat bu soruyu yanıtlayabilir.

Alimujan Ahmat: Merhaba! Ben Alimujan Ahmat. Kaşgar şehrinin Shache ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun bir kursiyerim. Şu anda bir şirketin orta düzey yöneticisiyim.

Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde kişisel özgürlüklerimiz hiçbir zaman kısıtlanmadı. Her hafta sonu çocuklarımla oynamak ve eşime ev işlerinde yardım etmek için ev izni alıyordum. Kurban Bayramı gibi geleneksel bayramlarda ailecek toplanıyorduk. Merkez, evlerinden uzakta yaşayan öğrenciler için herkesin ücretsiz binebileceği bir servis otobüsü ayarlardı. Evde bir sıkıntı olması halinde izin isteyebiliyorduk. Ailelerimizle telefon ve video bağlantısı yoluyla iletişime geçebiliyorduk. Ailemle görüntülü telefon görüşmesi yaptığımda onlara sık sık merkezdeki hayatımdan öğrendiğim yeni bilgilerden ve gelecekle ilgili planlarımdan bahsederdim.

Merkezde dini inançlara saygı duymanın ve onları korumanın temel bir devlet politikası olduğunu öğrendim. Din işleri ile ilgili düzenlemeleri öğrenerek bir dine inanıp inanmamanın her bireyin bağımsız kararı olduğunu idrak ettim. Okullar, dini faaliyetlerin yasak olduğu eğitim merkezleridir, eğitim ve öğretim merkezleri de bu konuda bir istisna değildir. Hafta sonları ve tatillerde evimize döndüğümüzde namaz kılabiliyor veyahut camide imamın Kuran okuma seanslarına katılabiliyoruz. Hiç kimse buna müdahale etmiyor.

Bi Haibo: Bir sonraki soru Çin Günlüğü (China Daily) gazetesinden.

Çin Günlüğü: Yurt dışındaki bazı insanlar mezun olduktan sonra kursiyerlerin düşük ücretlerle çalışmaya zorlandıklarını ve kişisel özgürlükleri kısıtlanmış olarak gözetime tabi tutulduklarını iddia ediyor. Mezun olan kursiyerler bu konu hakkında ne söylemek ister? Nasıl iş buluyorlar ve mevcut çalışma ve yaşam koşulları nelerdir?

Xu Guixiang: Hotan bölgesinin Cele ilçesindeki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan kursiyer Mamat Abdulla Mattursun bu soruyu yanıtlayabilir.

Mamat Abdulla Mattursun: Merhaba! Benim adım Mamat Abdulla Mattursun, Hotan bölgesinin Cele ilçesindeki eğitim öğretim merkezinden mezun olmuş bir kursiyerim. Şu anda bir inşaat şirketinin müdürüyüm.

Eğitim ve öğretim merkezinden mezun olduktan sonra, bir arkadaşımın yardımıyla, aylık 3.000 – 4.000 yuanlık maaşla çalışmak için Cele ilçesindeki bir taş ocağında evrak işi yapmak üzere başvurdum. Masabaşı iş için uygun olmadığımı düşünerek sözleşmenin süresi dolar dolmaz işi bıraktım. Daha sonra, ilçenin iş piyasasında nispeten yüksek maaş ve iyi derecede sosyal haklar sunan bir inşaat şirketine rastladım, başvurdum ve onlarla bir sözleşme imzaladım. Burada günde sekiz saat çalışıyoruz. İşten sonra genellikle eve gidiyorum. Bazen de alışverişe ya da iş arkadaşlarımla yemeğe çıkıyorum. Şirkette her yıl ücretli izne çıkma hakkımız var. Örneğin, son tatilimde meslektaşlarımla Zhengzhou, Kaifeng ve başka yerlere gidip seyahat yaptım. Bahar Bayramı, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı gibi geleneksel bayramlarda şirket bize izin veriyor ve çalışanlara dana eti, koyun eti, pirinç, un ve yağ gibi günlük erzak ihtiyaçları dağıtıyor.

Çalışkan, işine düşkün ve inşaat işine aşina olduğum için bir yıldan kısa bir süre içerisinde şirkette yetkili bir kişi oldum ve şu anda aylık 8.000 yuanlık maaş ile mühendislik departmanının yöneticiliğini yapıyorum. Geçen yılın Haziran ayında köyümde 80 metrekarelik bir ev inşa ettim ve evi televizyon, kanepe, gardırop gibi ev aletleri ve mobilyalar ile güzelce dekore ettim. Geçen Eylül ayında evlendim. Eşime çok sevdiği bir altın kolye ve yüzük aldım. Evlendikten sonra bir araba aldık. Cumartesi ve pazar günlerinde günübirlik geziler için çevre ilçelere ve şehirlere gidiyoruz. Şu anda çok mutluyuz. Gelecekte, yönetim becerilerimi geliştirmek ve daha yüksek maaşlı pozisyonlar elde etmek umuduyla şirkette çalışmaya devam edeceğim.

Yurt dışındaki bazı insanlar “mezun olduktan sonra düşük maaşla, sınırlı kişisel özgürlüklerle ve gözetim altında çalışmaya zorlandığımızı” iddia ediyor. Bu iddialar çok saçma. Çalışmaya zorlanıyorsak ve kişisel özgürlüklerimiz kısıtlanıyorsa önceki işimden nasıl istifa edebildim? İnşaat şirketinde nasıl müdür olabildim? Gelirimiz düşük olsaydı nasıl bir ev inşa edip araba satın alabilirdim?

Xu Guixiang: Eğer imkânınız varsa gidip onun yeni evine bir göz atabilirsiniz.

Bi Haibo: Sıradaki soru Çin Haber Servisi'nden.

Çin Haber Servisi: Mezun olan bazı kursiyerler, merkezde neler öğrendiklerinden, merkezin onlara neler kazandırdığından; bilgi ve beceri alanlarında onlara nasıl yardımcı olduğundan bahsedebilir mi?

Xu Guixiang: Hotan bölgesinin Pishan ilçesindeki eğitim ve öğretim merkezinden mezun kursiyer Âlim Mamtimin bu soruyu yanıtlıyor.

Alim Mamtimin: Benim adım Alim Mamtimin, Hotan bölgesinin Pishan ilçesindeki eğitim ve öğretim merkezinden mezun bir kursiyerim. Şu an bir tavşan çiftliğinde çalışıyorum.

Merkezde, ulusal sözlü ve yazılı dil, kanun ve yönetmelikleri öğrenmenin yanı sıra mesleki beceriler de edindik. Çalışma sayesinde standart Çince seviyem büyük ölçüde arttı. Aynı zamanda, doğru ve yanlış hakkında temel yargılara sahip olmamı sağlayan ve neyin iyi neyin kötü olduğunu bilmeme yardımcı olan birçok hukuki bilgi de edindim. Ben bir çiftçiyim ve çiftçilikle ilgileniyorum, merkezin hayvancılık kursları verdiğini öğrenir öğrenmez kaydolmaya karar verdim. Geçmişte, sığır ve koyun yetiştirmenin biz çiftçilerin her gün yaptığı şey olduğunu ve zor bir şey olmadığını düşünürdüm. Hayvancılıkla ilgili bilgileri sistematik bir biçimde öğrendikten sonra iyi hayvan yetiştirmenin kolay bir şey olmadığını öğrendim. Merkezde çiftlik hayvanlarının hızlı ve sağlıklı bir biçimde nasıl yetiştirilebileceğine dair bilimsel birçok bilgi edindim.

Mezun olduktan sonra merkezde öğrendiğim yetiştirme becerileri ile kolaylıkla bir tavşan çiftliğinde iş buldum ve bir iş sözleşmesi imzaladım. Şu anki görevim tavşanları beslemek, kümesleri temizlemek, üreyen hayvanları denetlemek, hastalıkları önlemek ve tavşanları farklı kafeslere ayırmak şeklinde özetlenebilir. Çok çalışarak yetkin bir teknisyen oldum ve fabrika müdürünün güvenini kazandım. Birkaç ay önce, patronum akrabalarını ziyarete gittiğinde, fabrikadaki her şeyden sorumlu olmam istendi. Bunu bir takdir olarak değerlendirdim ve çok memnun oldum.

Artık ailemizin yaşam koşulları iyileşti, hatta bir miktar birikim bile yapabildik. Şuan çok mutluyum. Gelecekte daha çok para kazanmak ve ailemin daha iyi bir yaşam sürmesini sağlamak için daha çok çalışacağım. Teşekkür ederim!

Bi Haibo: Sıradaki soru CCTV'den.

CCTV: Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinden mezun olan pek çok kursiyerin istikrarlı bir işte çalıştığı, hatta bir kısmının köy veya ilçe memurları olarak hizmet verdiklerini öğrendik. Bu kişiler, bizlere biraz yaşamlarından bahsedebilir mi?

Xu Guixiang: Kızılsu Kırgız Özerk İli’nin Aketao ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun olan kursiyer Alimjan Yusup ve Hotan bölgesine bağlı Hotan ilçesindeki mesleki eğitim ve öğretim merkezinden mezun bir kursiyer olan Abliz Aze bu soruyu yanıtlıyor.

Alimjan Yusup: Adım Alimjan Yusup. Kızılsu Kırgız Özerk İli’nin Aketao ilçesine bağlı Baren beldesindenim.

Geçmişte eğitim seviyem düşük ve mesleki becerilerim de zayıf olması sebebiyle tüm gün teröristlere ait şiddet içeren görüntüleri izler ve arkadaşlarımla aylaklık ederdim. Beni böyle gören annem çok üzülüyordu ve nihayet beni mesleki eğitim ve öğretim merkezine gitmeye ikna etti. Orada, sadece yasal farkındalığımı artırmakla kalmadım, ülkenin standart diline hâkimiyetimi de geliştirdim; aynı zamanda hayvancılık, mekanik bakım, bilgisayar ve diğer becerileri edindim.

Merkezden mezun olduktan sonra, standart Çince'ye hâkimiyetim ve edindiğim birçok beceri sayesinde, köyümüzde epey isim yaptım ve köyde bana başvuran herkesin derdine deva olurum. Buna ek olarak, parlak ve neşeli bir mizacım olduğu ve başkalarına yardım etmeyi sevdiğim için, yardıma ihtiyaç duyduklarında bana gelen ve beni muhtar yardımcısı seçen köylü arkadaşlarım tarafından çok seviliyorum.

Bu işi çok seviyorum. Mesleki eğitim ve öğretim merkezinde öğrendiğim bilgi ve becerileri kullanarak, halka büyük bir şevkle hizmet ediyor ve köylü kardeşlerimin tarımsal üretimi geliştirmelerine aktif olarak liderlik ediyorum. Muhtarlığımız, hükümetin politika desteği ile hayvancılık ve kümes hayvanlarının barınaklarının yenilenmesi, üreme üslerinin inşası, sığır ve koyun yetiştiriciliği gibi projelerin geliştirilmesi yolunda 12 milyon yuandan fazla yatırım yaptı. Bu da, 200'den fazla köylü ailesinin yoksulluktan kurtulmasını kolaylaştırdı. Muhtarlığımız ayrıca, sadece köyler arasındaki yolların yapımına 3,5 milyon yuanlık yatırım yaparak, köyün koşullarını büyük ölçüde iyileştirdi. Bunun yanı sıra konut ortamları iyileştirildi; tuvaletlerin yenilenmesi, avluların iyileştirmesi gibi projeler teşvik edildi.

Bu geçen zaman içinde memleketimde muazzam değişiklikler yaşandı. Artık tüm köylerin asfalt yollara erişimi var; köylüler geniş, aydınlık ve depreme dayanıklı evlere taşındı; çocuklar yepyeni okullarda eğitim görüyor. Bugün her hane temiz musluk suyuna erişebiliyor; güçlü sığır ve koyunlar yetiştirebiliyor, taze meyve ve sebzelerle dolu bir avluya sahip olabiliyor. Köylülerin artık yiyecek ve giyecek konusunda da endişelenmelerine gerek yok; tarım ve hayvancılıkta devlet sübvansiyonundan yararlanıyorlar; eğitim ve tıbbi tedaviye erişim güvenceleri mevcut. Köylü dostlarımızın ışıldayan gülümsemelerine bir bakın, ne kadar mutlu olduklarını anlayacaksınız. Ailem şu anki işim dolayısıyla benimle gurur duyuyor. Annem, köy sakinlerine güncel devlet politikalarını açıklamamdan; onlara, seracılık faaliyetlerinde yardımcı olmamdan ve mahalle anlaşmazlıklarında arabuluculuk yapmamdan çok memnun. Arkadaşlarına sık sık hayırlı bir oğlu olduğundan ve bu sebeple mesleki eğitim ve öğretim programına minnettar olduğundan bahsediyor. Bugün iş konusunda çok enerjik ve aynı zamanda da gurur dolu hissediyorum. Köylü arkadaşlarımın daha iyi bir yaşam sürmelerini kolaylaştırmak adına muhtarlığımızda sıkı bir çalışma yürütmeye devam edeceğim.

Xu Guixiang: Sevgili Abliz Aze, deneyimlerinizi paylaşmak üzere hoş geldiniz.

Abliz Aze: Hotan bölgesine bağlı Hotan ilçesinden Abliz Aze, şu anda Layika Beldesi’nin yerel hükümetinde görevliyim.

Geçmişte, Çincem zayıftı ve hiçbir becerim yoktu. Bu süreçte kötü niyetli bazı kişilerle arkadaş oldum ve birçok hata yaptım. Ancak ağabeyimin sürekli teşviki sayesinde, mesleki eğitim ve öğretim programına gönüllü olarak kaydoldum. Merkezdeki eğitim sayesinde daha önce yaptığım hataları farkına vardım, siyaset ve yönetim alanında birçok şey öğrendim. Beni en çok gururlandıran şeylerden biri de şüphesiz Çince yeterliliği ve bilgisayar becerileri alanlarında sınıf birincisi olmaktı.

Mezun olduktan sonra, akıcı Çincem ve bilgisayar becerilerim sayesinde köy komitem tarafından kamusal bir pozisyona tavsiye edildim. Beldede düzenlenen sınavı geçtikten sonra, ilçe hükümetinin halkla ilişkiler asistanı olarak işe başladım. Bugün beldedeki yoksulluk istatistiklerinden, yardım malzemelerinin dağıtımından ve hükümetin, halk yararına belirlediği politikaların uygulanmasından sorumluyum.

Bugün giderek Çin toplumunun yararına daha fazla politika geliştiriliyor ve bunları halkımıza aktarmak da bana büyük gurur veriyor. Büyük bir tatmin duygusunun desteklediği mutlu bir hayat yaşıyorum. Bunu bir örnekle somutlaştırmak isterim. Beldemizin Paçi köyünde yaşlı bir çift yaşıyor ve oğullarından birinde şiddetli hipertansiyon var. Bu yüzden ailelerinde işgücü yok ve hayatları da bu sebeple oldukça zordu. Yaşlı çiftin durumundan haberdar olur olmaz beldemizdeki halkla ilişkiler bürosuna durumu rapor ettim. Bugün, belde hükümeti bu aileye her yıl 2.000 RMB geçim desteği sağlıyor ve benden onları sık sık ziyaret etmemi, onların pirinç, un ve yağ gibi günlük ihtiyaçlarını dağıtmamı istiyor. Yaşlı çift her ziyaretimde beni kapıda bekliyor ve ellerimi tutarken minnettarlıklarını en güzel şekilde ifade ediyor.

Hayatım giderek daha güzel hale geliyor. Evdeki tüm mobilyaları yenileriyle değiştirdim, çeşitli elektrikli aletler aldım ve hatta biraz da para biriktirdim. Bir halkla ilişkiler asistanı olarak kabiliyetlerimi geliştirmek ve daha iyi bir personel olmak adına meslek sınavına kaydolmayı planlıyorum. Böylece çocuklarım için iyi bir örnek teşkil edecek ve onları memleketlerine, topluma ve ülkemize faydalı insanlar olmaları yolunda teşvik edeceğim.

Bi Haibo: Sıradaki soru Xinjiang Günlüğü’nden (Xinjiang Daily)

Xinjiang Günlüğü (Tianshannet): Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinden mezun olan bazı kursiyerlerin kendi işlerini kurarak şirketlerinin patronu olduklarını öğrendik. Bu arkadaşlarımız mesleki eğitim ve öğretim merkezleri hakkındaki görüşlerini paylaşabilirler mi?

Xu Guixiang: Akto İlçesi Baren beldesinden, mezun bir kursiyer olan Asmutura Tohti ve Aksu'dan mezun bir kursiyer olan Mamtimin Mollarozi bu soruyu yanıtlıyor.

Asmutura Tohti: Benim adım Asmutura Tohti. Kızılsu Kırgız Özerk İli’nin Akto ilçesi’ne bağlı Baren beldesindenim; Tibet öküzü yetiştiriciliği, restoran ve inşaat işleriyle uğraşıyorum.

Dini aşırılıkların etkisi altında olduğum zamanlarda, helal olmadığını düşünerek Han halkıyla ilgili her şeyi reddederdim. Doğru dürüst bir işim yoktu, tembel ve kandırılmıştım. Buna ek olarak, ülkenin standart dilinde iletişim kuramıyordum ve neredeyse hiçbir beceriye de sahip değildim. Ailemin büyük ekonomik sorunları vardı ve hepimiz sosyal yardım alıyorduk. Bu süreçte ailem ve arkadaşlarımın tavsiyeleri ile mesleki eğitim ve öğretim programına gönüllü olarak kaydoldum.

Merkezde, ülkenin standart dilinin yanı sıra hukuk bilgisini öğrendim ve hayvan yetiştirme becerileri edindim; iyi ırkları nasıl seçeceğimi ve doğru yemin nasıl orantılanacağını öğrendim. Mezun olduktan sonra Tibet öküzü yetiştiriciliği işine girdim. Köy muhtarlığı, planımı öğrendiğinde, bankadan talep ettiğim 30bin RMB kredi başvuruma kefil olarak beni destekledi. Bir yıl sonra artık 60bin RMB’den fazla kazanmıştım! Karıma o parayı ilk götürdüğümde o kadar çok heyecanlandı ki adeta konuşamadı. Daha sonra muhtarlığıın teşviki ve yardımı ile köyümüzden 20 hanenin katılımıyla bir hayvan yetiştirme kooperatifi kurdum. Bugün kooperatif bünyesinde 50 Tibet öküzü mevcut. Ayrıca yenilikçi yetiştirme metotları sayesinde gelir artırımı alanında da bir öncü oldum. Aylak bir adamdan genç ve başarılı bir iş insanına terfi ettim.

Ufkumu genişletmeyi ve bu yolla hızla zenginleşmeyi başardığım için yeni iş fırsatlarını da buldum. Yaşam standartları iyileşen insanlar, güzel bir yöresel yemek olan hotpotu (sıcak tencere) daha fazla tüketiyor diyerek, kasaba kooperatifimizde, yak eti konusunda uzmanlaşmış kadromuzla bir restoran açtım. Restoranım ilk yıl 80bin RMB'nin üzerinde gelir getirdi; ayrıca 7 yoksul bireyi de burada istihdam ettim. Daha sonra inşaat işine giriştim ve 5 milyon RMB değerinde bir inşaat projesi aldım. Proje kapsamında yoksul hanelerden 106 işçi istihdam ettim. Çalışanlarım yoksulluktan kurtuldu ve köyümüzde tanınmış bir iş insanı haline geldim.

Şanslı olduğumu düşünüyorum. Eğitim ve öğretim merkezinde yaptığım çalışma sayesinde aşırılığa dayalı ideolojilerden kurtuldum, teknik beceriler edindim, para kazandım ve bu yolla onurlu bir yaşam sürmeye başladım. Mesleki eğitim ve öğretim merkezi olmasaydı, tüm bunları başaramazdım. Gelecekte büyük bir iş insanı olmak ve başkalarına, daha iyi bir hayat inşa etme yolunda destek olmak istiyorum.

Xu Guixiang: Deneyimlerinizi paylaşmak üzere hoş geldiniz.

Mamat Mollarozi: Merhaba! Ben Mamat Mollarozi, 35 yaşındayım ve Aksu kentinde 2 restoranın işletmeciliğini yapıyorum.

2015 yılında küçük bir restoran açtım. Bu süre zarfında, devlet destekli evlerde yaşamanın ve devletten kazanılan paranın haram olduğunu, Han halkının ise tamamının kâfir olduğunu söyleyen aşırılık yanlısı kişilerle tanıştım. Tıpkı şeytan tarafından manipüle edilmiş gibi onlara inandım ve Han grubuna mensu olan insanları nefret etmeye başladım. Çok geçmeden, müşterilerim azaldı ve sonunda restoranımı kapatmak zorunda kaldım.

Daha sonra ailem tarafından ikna edilerek mesleki eğitim ve öğretim merkezine kayıt oldum. Restoran işletmeciliği deneyimine sahip olduğum için yemek pişirme dersini seçtim. Öğretmenlerimin özel eğitim yardımıyla yemek pişirme becerilerimi geliştirdim ve daha fazla çeşit yemek pişirmeyi öğrendim. Mezun olduktan sonra bir restoran açmak istedim, ancak uygun bir yer bulamadım ve mahalle yönetimine başvurdum. Doğrusu, beni çok desteklediler ve düşük kiralı 290 metrekarelik bir mekân bulmama yardımcı oldular. 20 Aralık 2019'da yeni restoranımı açtım. Pek çok müşterim var ve eskisinden daha iyi yemek yaptığımı söylüyorlar. Han müşterilerimle standart Çince konuşabiliyor ve yemeklerimle ilgili yorumlarını dinleyebiliyorum. Şu anda aylık yaklaşık 500 bin RMB ciro ve 450 bin RMB'nin üzerinde yıllık net gelire sahip 55 çalışanım var. Bunu daha önce asla hayal edemezdim.

Uygurca "Nankör insan kalpsiz bir eşek gibidir" şeklinde bir sözümüz var. Mesleki eğitim ve öğretim merkezinin beni nasıl kurtardığını ve bana çok mesleki beceri kattığını asla unutmayacağım. Daha fazla insanın Xinjiang mutfağının tadına bakması için daha çok çalışacağım; Urumçi ve Beijing'de yeni restoranlar açacağım.

Xu Guixiang: Vaktiniz olursa lütfen Mamat'ın restoranını ziyaret edin.

Bi Haibo: Bir sonraki soru AFP'den.

AFP: Hükümet sözcüsü az önce, Çin hükümetinin, bir milyondan fazla Uygurun gözaltına alındığını yalanladığıını söyledi. Ama Çin hükümeti mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinde ne kadar kursiyerin olduğunu da açıklamaktan kaçınmakta. Çin hükümet temsilcileri, bu merkezlerde kaç kişinin bulunduğunun yanı sıra o kişilerin kimlikleri, yaş grupları ve cinsiyet dağılımları üzerine bilgileri bizimle paylaşabilir mi?

Hükümet sözcüsü ayrıca tüm kursiyerlerin mezun olduğunu belirtti. Peki, kaç tane mesleki eğitim ve öğretim merkezi var? Bu merkezlerde durum nasıl? Şimdi boşlar mı? Bunları başka tesislere dönüştürmek için planlarınız var mı yoksa yıkacak mısınız? Uluslararası medya kuruluşları şu anda bu binaların boş olup olmadığını ve içlerini görme şanslarının olup olmadığını merak ediyor.

Xu Guixiang: Sorunuzu ben cevaplamak isterim. Öncelikle, ilginiz için teşekkürler. Her kursiyerin eğitim seviyesi farklıdır; bazı kursiyerler daha hızlı öğrenir, ancak bazıları nispeten zayıf bir kültürel temele sahiptir ve bu nedenle öğrenmek için diğerlerinden daha uzun bir zamana ihtiyaçları olabilir. Merkezlerin doğası ve kursiyerlerin özellikleri nedeniyle kursiyer sayısı her daim dinamiktir, bu alanda istatistik hazırlamak ise hiç kolay değildir. Ülkemizin ilgili yasa ve yönetmeliklerine göre, bu tür mesleki eğitim ve öğretim merkezleri genellikle yerel yönetimler tarafından idare edilmektedir. Bu nedenle, hiçbir departman, özerk bölgeler düzeyindeki bu tür merkezler hakkında özel istatistiksel çalışmalar yapmamıştır. Terörist faaliyetlerin yoğun olduğu dönemlerde birçok insan aşırı dinci ideolojik faaliyetlerden etkilenmiş ve hatta bunlara dâhil olmuştur. Bu kadar enfekte insanın olduğu bir yerde eğitime ihtiyaç vardır. Aşırılık yanlısı ideolojiye sahip tek bir akıl bile şiddetli terörist saldırılar düzenleyebilir.

Merkezdeki eğitim sayesinde, aşırılık yanlısı görüşlerden etkilenmiş kursiyerlerin büyük çoğunluğu dini aşırılık ve terörizmin esaretinden kurtularak sosyal hayatlarına geri döndü. Merkezlerin bina ve avluları çok iyi; bazıları okul, huzurevi ve bir kısmı da sosyal hizmet kurumları olarak kullanılabilir. Eğer ilgileniyorsanız, size kursiyerlerin eğitim gördüğü yerleri gezdirebiliriz.

Bi Haibo: Sıradaki soru Global Times'dan.

Global Times: Geçen yıl Kaşgar'ı Covid-19 salgını vurduğunda bir kısım yabancı basın, Kaşgar yakınlarında çok sayıda “gözaltı kampı” olduğunu ve burada kalan insanların Covid-19 bulaşma riski altında olduğunu söyledi, bu konudaki yorumunuz nedir?

Xu Guixiang: Elijan Anayat bu soruyu yanıtlıyor.

Elijan Anayat: "Mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin, Covid-19 virüsüyle toplu bulaş riski altında olduğu" iddiası tamamen iftiradır. Tüm kursiyerlerin Ekim 2019'da mezun olduğunu ve hükümetin yardımıyla istikrarlı bir istihdam sağladığını ve artan kaliteyle mutlu bir hayata başladıklarını defalarca konuştuk. Artık tüm kursiyerler mezun olduğuna göre, kursiyerlerin bulaş riski altında olduğunu nasıl söyleyebilirsin?

Bi Haibo: Basın toplantısı sona yaklaşıyor. Son soru, Çin Haber Servisi'nden.

Çin Haber Servisi: Xinjiang yetkilileri, tüm kursiyerlerin Ekim 2019'da mezun olduğunu söylüyor. Ancak bazı Batılı düşünce kuruluşları, uydu görüntüleri üzerinden, daha fazla insanı alıkoymak adına daha büyük ve karmaşık yapılar inşa edildiğini öne sürüyor. Bununla ilgili yorumunuz nedir?

Xu Guixiang: Bu soruyu cevaplamama izin verin. Avustralya Stratejik Politika Enstitüsü'nü (ASPI) yakın zamanda "Xinjiang Gözaltı Sistemi" hakkında bir rapor yayınladı. Bu raporda, Xinjiang'daki gözaltı kapasitesinin geliştirilmesi için daha büyük ve karmaşık yapılar inşa edildiğinden bahsediyor. Bu tür, uydu görüntülerine dayalı bir tahmin tamamen varsayım olmasının yanı sıra saçmadır da.

ASPI, raporunda adeta dış duvarları olan tüm binaları “gözaltı merkezi” olarak tanımlarken, aslında sivil yapılar oldukları gerçeğini gizliyor. Örneğin, raporda adı geçen Turpan kenti “gözaltı merkezi” aslında yerel idari bir bina; Kaşgar “gözaltı merkezi” ise aslında huzurevi, lojistik parkı ve yerel lise binasından oluşan bir kompleks. Üstelik hepsi Google ve Baidu Harita sistemlerinde işaretli. Bazı fotoğraflarım var; dilerseniz televizyona bir göz atalım.

Aslında, ASPI gibi bazı sözde bağımsız düşünce kuruluşları akademik araştırma kurumları değildir. Uzun bir zamandır, ABD Hükümeti ve silah tüccarları tarafından finanse ediliyorlar. Sponsorlarının yararına, Çin karşıtı yalanlar üretmeye ve yaymaya, Çin'i karalamaya ve şeytanlaştırmaya devam ediyorlar. Bazı sözde bağımsız düşünce kuruluşları, akademisyenlik kisvesi altında, Çin karşıtı ve ABD yanlısı kuvvetlerin kuklası olmaya epey istekli. ASPI, özellikle Xinjiang ile ilgili konularda aslında hiçbir temeli olmayan, hayali varsayımlarla dolu yalanları nedeniyle Çin'de uzun zamandır kötü bir şöhrete sahip. Kısa bir süre önce, Avustralya Vatandaşlar Partisi de bu kurumu eleştiren bir makale yayınladı, çünkü "rapor" o kadar saçmaydı ki sansasyon yaratmaktan başka bir amacı olamayacağını düşündük.

Xinjiang'ın açık bir bölge olduğunu yinelemek isterim. Xinjiang hakkında daha fazla bilgi edinmek için uydu görüntülerine hiç gerek yok. Gerçek Xinjiang'ı tanımak isteyen tüm yabancıları buraya bekliyoruz.

Şimdi lütfen şu videoya bir göz atın!

Xu Guixiang: Bugün, bu basın toplantısını, Xinjiang'daki mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin çalışmalarına adadık ve merkezlerden mezun 15 kişiyi deneyimlerini paylaşmak üzere buraya davet ettik. Onların hikâyeleri gerçek; zira mutluluk asla taklit edilemez.

Onlar, gölgeleri altında yaşadıkları aşırılık yanlıları tarafından aldatıldı, manipüle edildi ve ailelerinden uzaklaştılar. Ardından, yasaları görmezden gelerek terörist faaliyetlerde bulunan aşırılık yanlısı güçlerin cephe savaşçısı oldular. Aşırılıkçı ideolojiler, normal insanları acımasız katillere ve şeytanlara dönüştürdü.

Bugün hepsi radikalizm ve aşırılık yanlısı ideolojilerden kurtularak normal hayatlarına geri döndü. Düşünceleri ve zihniyetleri tamamen değişti. Bugün yasaları biliyor ve onlara uyuyorlar. Üstelik üstün beceriler de elde ettiler; istikrarlı işlere ve maaşlara kavuştular. Bugün onurlu ve değerli bir hayat yaşıyorlar. Artık "şeytanlar" ormanının dışındalar. Onların dünlerini ve bugünlerini karşılaştıralım; bakalım hangisini tercih edeceksiniz?

Xinjiang tarafından uygulanan, mesleki eğitim ve öğretim merkezlerinin kurulması da dâhil olmak üzere bir dizi önleyici terörle mücadele tedbiri sayesinde, iyileşme yolunda büyük mesafe kat ettik. Uygulama, Xinjiang'daki terörle mücadele önlemlerinin kesinlikle doğru olduğunu gösterdi. Bunun yanı sıra, BM Küresel Terörle Mücadele Stratejisi ve Eylem Planı gibi uluslararası belgelerde yer alan bir dizi ilkeyle de uyumlu olduğunu kanıtladı. Şiddet İçeren Aşırılığı Önleme faaliyetleri hem Çin anayasasının ruhu hem de Xinjiang'ın sosyoekonomik gelişimiyle uyumlu ve oradaki tüm etnik gruplardan insanların çıkarları için icra edilmekte.

Bununla birlikte, Batı'daki Çin karşıtı güçler, mesleki eğitim ve öğretim merkezleriyle ilgili olarak uluslararası kamuoyunu kışkırtmaya ve onları yanlış yönlendirmeye devam ediyor. Yerel yönetim politikalarını mesleki eğitim ve öğretim merkezleriyle ilişkilendiriyor, kötü niyetli iftira kampanyaları başlatıyorlar; Xinjiang'ı sanık sandalyesine oturtarak asılsız yanlış bilgilerle saldırıyorlar. Çin'i kontrol altına almak için Xinjiang'a “soykırım” etiketi yapıştırdılar. Peki, başarılı olabilirler mi? Bence imkânsız.

ABD ve diğer Çin karşıtı Batılı güçler, Xinjiang ile ilgili konularda mahkûm oldukları başarısızlık ve karmaşık sonlarını belirleyen beş büyük hata yaptılar.

Bu hatalardan ilki: Yanlış pozisyon aldılar. Xinjiang’ın terörle mücadele ve radikalizmi engelleme çabaları, bölgeye barış ve istikrar getirdi; ABD ve diğer Çin karşıtı Batılı güçler ise Soğuk Savaş zihniyetiyle çifte standart ve zorbalık peşinde koşuyorlar. Bu tüm dünyayı rahatsız ediyor. Ancak bu savaşta muhakkak aydınlık karanlığa adalet kötülüğe galip gelecek, yalanlar son bulacak. Bu insanlık tarihi boyunca geçerli olmuş ebedi bir yasadır.

İkincisi: Olguları yanlış değerlendirdiler. Geçen süreçte, Xinjiang'da şiddetli terör saldırılar oldu ve bu saldırılar, insanların can ve mal güvenliğini ciddi şekilde tehdit etti. Zorlu terörle mücadele faaliyetleri sayesinde, Xinjiang durumu tersine çevirdi ve dört yıldan fazla bir süredir bölgede herhangi bir terör saldırı meydana gelmedi. Geçim kaynaklarının iyileştirilmesi ve sosyo-ekonomik gelişme ile birlikte daha önce hiç görülmemiş başarılar elde edildi. Bölgedeki sosyal istikrar, insanların barış ve memnuniyet içinde yaşayıp çalıştığını gösteriyor. Bununla birlikte, ABD ve Çin karşıtı diğer Batılı güçler olgulara göz yumarak, Xinjiang'daki "etnik azınlıkların baskı altında olduğu", "Müslümanların yargılandığı", "insanların zorla kısırlaştırıldığı" ve "zorla çalıştırıldığı" gibi iftiralara başvurdular. Xinjiang'ı bir "hapishane" olarak tanımladılar ve sözde "yaptırımlarını", gerçeğe dayanamayan kurgusal yanılsamalara ve öznel varsayımlara dayandırdılar.

Üçüncüsü: Mantığı kötüye kullandılar. Xinjiang’ın olgulara ve yasalara dayanan terörizm ve aşırılık karşıtı mücadelesi, halkın çıkarlarını korumayı amaçlayan yararlı bir faaliyettir ve bu nedenle reddedilemez bir meşruiyet, akılcılık ve yasallığa sahiptir. ABD ve Çin karşıtı diğer Batılı güçler uydurma, tahrif etme, dönüştürme, bağlam dışında yorumlama, belirsiz suçlamalar yöneltme ve zorla benzetme gibi ahlaka aykırı araçlar kullanırlar. Yönelttikleri suçlamalar da absürt, aldatıcı, kışkırtıcı, karanlık ve çirkin psikolojilerini açığa çıkarmaktadır.

Dördüncüsü: Yanlış bilgi kaynaklarına güvendiler. Bu bölgedeki tüm etnik gruplardan insanlar, Xinjiang’ın politika ve başarılarını belgeleyen birçok makale yazdı, görüntüler çekti ve bu çalışmalar şüphesiz Xinjiang'ın en güçlü, doğru ve inandırıcı sunumuydu. Ancak ABD ve Çin karşıtı diğer Batılı güçler sadece yalanları dinlemeyi sever.

Beşincisi: halkın iradesini yanlış değerlendirdiler. Xinjiang’ın Terörle Mücadele ve aşırılığı engelleme çabaları, dünya çapında adil fikirli insanların takdirini kazandı. 2018 yılından bu yana 100'den fazla ülkeden 1.200'ün üzerinde yabancı, 80 grup halinde bölgeyi ziyaret etti. Onlar da Xinjiang'ın uygulamalarını onayladıklarını ve tasdik ettiklerini ifade ettiler. Onlar, adaleti ve halkın iradesini temsil eden seslerdi. Bununla birlikte, ABD ve Çin karşıtı diğer Batılı güçler, birçok ülkeyi bu konuda taraf olmaya zorluyor. Uygulamaları, uluslararası toplumun geniş fikir birliğine dayanmıyor; adaletin gücünü küçümsüyorlar.

Çin karşıtı Batılı güçler, 25 milyonluk Xinjiang halkının, 1,4 milyar Çinlinin ve tüm insanlığın adalet ve vicdanının karşısında saf tuttu. Çin'i terörizmle sınırlayarak engelleme planları başarısız olmaya mahkûmdur. Hepinize teşekkür ederim.

Bi Haibo: Bay Xu, Bay Elijan Anayat ve mezun kursiyerler, açık görüş alışverişleriniz için tekrar teşekkürler. Dışişleri Bakanlığı ve Xinjiang yerel yönetimi artık daha fazla ortak basın toplantısı düzenleyecek. Bugünkü konferansın sonuna geldik.

Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir