Anasayfa   Başkonsolosluk Hakkında   Çin-Türk İlişkileri   Konsolosluk Hizmetleri   Ekonomik-Ticari İlişkiler   Çin Hakkında   Başkonsolosluğun Sorumlu Bölgeleriyle İlgili   İstanbul'a Gelmek İçin Bilmek Gerekenler 
   Ana Sayfa > Haberler
 
Başkonsolos Cui Wei'nin "Çin'in Başarılarının Sırrı, Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği" Çalıştayı'ndaki Konuşması
2021/04/13
 

12 Nisan 2021 tarihinde, Çin Halk Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu ile TASAM tarafından "Çin'in Başarılarının Sırrı, Çin-Türkiye İşbirliğinin Geleceği" temalı çalıştay düzenlendi. Başkonsolos Cui Wei, çalıştayda açılış konuşmasını yaptı. İşte konuşmasının metni:

 

10 gün sonra, TBMM kuruluşunun yıldönümü olacaktır. 101 yıl önce Nisan ayında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile Türkiye'nin öncüleri TBMM'ni kurarak, Türk halkının milli kurtuluş hareketini liderlik etmiş ve zafere kavuşmuştur. 100 yıl önce Temmuz ayında, Çin Komünist Partisi resmen kurularak, Çin tarihinde yeni bir sayfa açılmıştır.

 

100 yıl boyunca, ÇKP ve Çin ulusu, zorluklar ve sınamaların karşısında sıkı dayanışma göstererek, kanlarıyla, alın terleriyle, cesaretiyle ve akıllılıklarıyla bütün zorlukların önüne geçmiş, muhteşem bir yüzyıla imza atmıştır. Çin'deki yarı-sömürge yarı-feodal yapısı tamamen çökertilmiş, yepyeni bir Çin Halk Cumhuriyeti kurulmuş, sosyalist devrim tamamlanmış, reform ve dışa açılma politikası yürürlüğe girmiş, Çin ulusunun ayaklanma-zenginleşme-güçlenme şeklindeki görkemli atılım gerçekleştirilmiştir. ÇKP 18. Genel Kurulu'ndan itibaren, Parti Genel Sekreteri Xi Jinping'in esas olduğu Parti Merkez Komitesi, Çin'e özgü Sosyalizm davasının yeni boyutlarının önünü açmış, tarihi değişimler ivme kazandırılmış, tarihi başarılar sonuçlandırılmıştır.

 

Çin, dünyanın en büyük 2. Ekonomisi, en büyük sanayii ülkesi, en büyük emtia ticaret ülkesi ve en büyük döviz rezervli ülkesi olmuştur. Geçtiğimiz 10 yıl boyunca, Çin'in dünya ekonomisinin büyümesine katkıları her yılda %30 civarında tutulmaktadır. Ayrıca Çin, insanlı uzay projesi, ay keşif projesi, kuantum telekomünikasyon, uydu navigasyon sistemi, süper bilgisayar, derin deniz dalgıç gibi çeşitli simgesel bilim ve teknoloji alanlarında önemli başarılara kavuşmuştur.

 

Bunlardan daha önemlisi, Çin'deki hane halkın yaşam düzeyi ciddi ölçüde yükselmiş, orta gelirli sınıfın nüfusu 400 milyonu aşmıştır. Bunun yanı sıra, yoksullukla mücadele çalışmaları kapsamlı şekilde zafer kazanmıştır. Mevcut standarda göre 100 milyona yakın yoksul halk tamamen fakirlikten kurtarılmış, ülke genelinde 832 yoksul ilçe ve 128 bin yoksul köy tamamen fakirlik listesinden çıkarılmış, bölgesel yoksulluk etkince çözülmüş, mutlak yoksulluğu bitirme görevi tamamen yerine getirilmiştir.

 

Yukarıda belirttiğim bu başarıları bütün dünya görmüş, ama bu başarıların arkasında neler olduğunu bilmeyebilirler. Çin'in gelişmesi, diğer büyük devletlerin güçlendirilmesi arasında ciddi farklar bulunmaktadır.

 

Çin, dış dünyaya savaş açmamış, diğer ülkelerden kaynaklar gasp etmemiş, piyasaları zorla açtırmamış, tamamen barışçıl yolla gelişimleri kaydetmiştir.

 

Çin, onlarca yıllık dönemde, bazı ülkelerin bir veya birkaç asırlık kalkınma sürecini tamamlamıştır. Bu da bir taraftan gelişmeyi sürdürürken, diğer taraftan da onlarca yıl içinde diğer ülkelerin bir veya birkaç asırda ancak sindirebildiği sorunlarla mücadele etmeliyiz anlamına gelmektedir. Sonunda biz, ekonomik büyüme ve uzun vadeli toplumsal istikrar iki mucizesini gerçekleştirmeyi başardık.

 

Çin ayrıca, her zaman ABD ve batılı ülkelerin sorgulamaları veya baskılarıyla mücadele etmektedir. 1840 yılı Afyon Savaşı ardından Çin'i aşağılayarak istediğini yaptırabildiği ve Çin'e keyfice gasp ve zulüm uygulayabildiği zamana dönmek isteyen ciddi bir kitle bulunmaktadır.

 

Bu yüzden bana kalırsa, siz tabii ki Çin'in mevcut kalkınma halini gözlemleyebilirsiniz, gelecek perspektifini öngörebilirsiniz. Fakat Çin'in nasıl bu başarılara kavuşmuş, yani Çin'in başarısının sırrı nedir diye araştırma daha gereklidir. Böylece ancak Çin'i gerçek anlamda anlayabilirsiniz.

 

Çin'in başarısının sırrı, bir cümleyle özetlenirse, Çin Komünist Partisi'nin liderliğidir.

 

ÇKP öteden beri halktan gelir, halka hizmet eder, Çin ulusu ile iç içe olup ayrılamaz. Bu da ÇKP'nin ilk başlangıçta 58 partiliden mevcut 92 milyon partiliye kadar gelişebilmesinin, dünyanın en büyük siyasi partisi olarak ülke genelinde halktan içten kucaklama ve destekleme alabilmesinin temel nedenidir.

 

Bazı ülkeler inatçı bir şekilde, ÇKP'nin onların siyasi gruplarıyla aynı olduğunu ve sadece belli kitlelerin çıkarlarını sağladığını ve savunduğunu zannederek, ÇKP'nin iktidarda olduğundan dolayı muhakkak muhalif grupların olacağını ve bu muhalefeti kullanabileceğini hesaplamaktadır. Çok cahildir.

 

ÇKP Çin'in durumlarına uyan kalkınma yolunu keşfetmiştir. Bu yol, reform ve dışa açılmanın uygulandığı 40'tan fazla yıllarda büyük deneyimlerden ilham almış, Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşundan beri 70'ten fazla yıllarda sürekli araştırmalardan sonuçlanmış, ÇKP Çin ulusunun büyük sosyalist devrimini liderlik etmesinin 100 yıllık tecrübelerinden kaynaklanmış, yakınçağdan itibaren Çin ulusunun zayıflıktan güce yeniden kavuşmasının 180'den uzun yıllardaki tarihi gidişatından ders almış, dünya sosyalizminin 500'den fazla yıllardaki görkemli gelişiminden yararlanmış, Çin ulusu 5000'den uzun yıllık medeniyetinin miraslarının yeniden gelişmesinden istifade etmiştir.

 

Bazı ülkeler inatçı bir şekilde, sanayi devriminden beri dünyada kendi için kurduğu avantajlarla bu birkaç asırlık tarihiyle tüm dünyaya ders verebildiğini zannederek, bütün ülkenin onların yolunu, teorisini ve sistemini kabul etmesini ve takip etmesini zorlamaktadır. Çok toydur.

 

ÇKP insan kader birliğini inşa etmeyi teşvik etmekte, insanoğlunun temaslarının küreselliğinin eskisinden daha derin ve daha geniş olduğunu savunmaktadır. Ülkelerin iletişim ve birbirine bağımlılığı eskisinden daha sıkı ve daha yakın olmuştur. Dünya ekonomisi büyük bir deniz, denizler ve okyanuslar birbirine bağlıdır. Dünya artık ülkelerin birbirinden kapandığı hale dönemeyecek, her millet her ülkenin geleceği ve kaderi de sıkıca birbirine bağlanmış durumdadır. Küreselleşme döneminde çok taraflılık ısrar edilmelidir. Çok taraflılığın anlamı ise dünyadaki meseleler bir veya birkaç ülkenin sözü yerine bütün ülkenin müzakeresiyle halledilmelidir.

 

Bazı ülkeler inatçı bir şekilde, kendinin dünyayı temsil edebildiğini ve kendi modelinin diğerlerinden üstün olduğunu zannederek, orman kanununu doğru bularak, hoşuna gitmeyen ülkelere keyfice yaptırım ve baskı uygulamakta hatta savaş açmaktadır. Çok kibirlidir.

 

Bizim düşüncelerimiz ve diğer bazılarının düşüncelerini tek tek sıraladım. Bilmem anlattıklarım sizin Çin'in sırrını taramak için daha derin çalışmanıza yol açabildi mi?

 

Şimdi Çin ve Türkiye'nin tarihine bakacak olursak, çok sayıda benzerlikleri bulabiliriz.

 

Her iki ülke de uzun tarihe sahiptir. 1920'lilerde dış baskılardan kurtarılmak için milli diriliş mücadelesine girmiştir. 1980'lilerde reform ve dışa açılma yoluyla gelişmeyi hızlandırmıştır. Bu asırda da G20'nin arasında girmiştir.

 

Tarih ve coğrafi konum iki ülkeyi Kuşak Yol İnisiyatifi'nin doğal ortağı olarak yapmıştır. Sadece geçen yılda salgına rağmen neler başardığımızı anlatsam bile siz bunu derince anlarsınız.

 

2020 yılında salgına rağmen ikili ticaret %17 oranıyla büyümüştür. Çin, Türkiye'nin süt ürünlerinin en büyük alıcısı, Antep fıstığı ve kiraz gibi Türk tarım ürünlerinin Çin'e ihracatı hızla büyümüştür. Taraflarımızın işbirliği projelerinde, EMBA santral inşaatı başlatılmış, Kalyon güneş paneli fabrikası üretime geçmiş, Çinli şirket İstanbul metro araç alım ihalesini kazanmış, Huawei ve OPPO gibi Çinli markalar telekomünikasyon ve akıllı telefon sektöründe yerlileşme ve yerli üretim gibi konularda gitgide büyük adımlar atılmıştır.

 

Bu yıl Çin ve Türkiye diplomatik ilişkisinin 50. Yıldönümüdür. Kısa zaman önce Çin Devlet Konseyi Üyesi ve Dışişleri Bakanı Sayın Wang Yi Türkiye'yi ziyaret ederek, Türk liderliğiyle ikili işbirliğinin derinleşmesi hakkında görüş teatisinden bulunmuş ve yeni önemli mutabakata ulaşmıştır.

 

Gelecek dönemde, Türk tarafına salgınla mücadele desteklerini sağlamaya devam edeceğiz, aşı işbirliğimize ivme kazandırmayı sürdüreceğiz. Türk tarafıyla 5G, yapay zekâ, büyük veri, dijital ekonomi gibi yüksek ve yeni teknoloji alanlardaki işbirliğini derinleştirerek, mega proje işbirliğimizi istikrarlı bir şekilde hızlandıracağız ve karşılıklı yarar ve çift kazanç gerçekleştireceğiz. Daha fazla Çinli şirketin Türkiye'den kaliteli ürünler ithal etmesini ve Türkiye'ye yatırım yapmasını teşvik etmeye devam edeceğiz.

 

Her iki ülkemiz de önemli yükselen ekonomidir. Aramızdaki dayanışma ve işbirliğimizi sıkılaştırıp, ülke yönetme tecrübelerini görüşerek, ülkelerimizin ve gelişmekte olan ülkelerin ortak çıkarlarını savunmalıyız.

 

İki ülkenin düşünce kuruluşları ve uzmanları, halklarımızın karşılıklı anlayışını ve dostluğunu pekiştirmek için önemli roller oynayabilir. Hepimizin batılı medyadan ziyade daha çok karşı taraftan gelen direkt kaynakları incelemesinin gerektiğini, ve yüzeysel araştırmalardan ziyade daha derin düşünmeyi yapmasının gerektiğini düşünüyorum. Böylece daha kapsamlı ve daha derin bir şekilde karşı tarafı anlamaya yol açar, ve iki ülke ve halkın arasında doğru anlayış ve pürüzsüz işbirliği yönlendirilebilir. Çin'in düşünce kuruluşları, yüksek öğretim kuruluşları ve basın örgütleri, Türk tarafıyla iletişimi güçlendirmek için çabalamaktadır. Başkonsolosluk bunun için katkılarda bulunmaya hazırdır. Türkiye'nin düşünce kuruluşları ve öncü akıllarının da hızla harekete geçmesini temenni ederiz.

 

 

Arkadaşlara tavsiyeler
       Yazdir